TÜRK dünyasında tanınan ve Azerbaycan'da SSCB döneminde ‘Halk Şairi’ adına layık görülen Bahtiyar Vahapzade, başkent Bakü'de öldü. 84 yaşında ölen Vahapzade, yarın yıllarca öğretim üyeliği yaptığı Bakü Devlet Üniversitesi'nde düzenlenecek törenden sonra toprağa verilecek Ülkenin en ünlü şair, dramaturg, bilim adamlarından biri olan Bahtiyar Vahapzade, 1925 yılında Şeki şehrinde dünyaya geldi. 1934 yılında ailesi ile birlikte Bakü'ye göç eden Bahtiyar Vahapzade, eğitimini Bakü Devlet Üniversitesi’nde filoloji ilimleri doktorası ile tamamlamıştı. İlk şiirlerini İkinci Dünya Savaşı yıllarından yazmaya başlayan ve 1945 yılında Azerbaycan Yazıcılar Birliği’ne üye olarak kabul edilen Vahapzade, 1940 yılından emekliye ayrıldığı 1990 yılına kadar 50 yıl boyunca çeşitli üniversitelerde öğretim üyeliği yaptı. Sovyetler döneminde çeşitli ödüller alan ve 1985 yılında ‘Azerbaycan Halk Şairi’ adını alan Vahapzade'ye eski cumhurbaşkanı Haydar Aliyev tarafından da 1995 yılında Azerbaycan halkının bağımsızlık mücadelesine yaptığı katkılardan dolayı ‘İstiklal Madalyası’ verilmişti. Bahtiyar Vahapzade, 4 kez Azerbaycan Yüksek Sovyeti’nde, 1 dönem de Azerbaycan Milli Meclisi’nde milletvekilliği görevinde bulunmuştu. 1980 yılından buyana Azerbaycan İlimler Akademisi’nin asil üyesi olan Vahapzade, 70'den fazla şiir, 2 monoğrafya, 11 de edebi konularda kitabı ve yüzlerce incelemesi bulunuyor. Bakü Devlet Akademik Dram Tiyatrosu'nda Vahapzade’nin, ‘Vicdan’, ‘İkinci Ses’, ‘Yağıştan sonra’, ‘Yollara iz düştü’, ‘Feryat’, ‘Nereye gidiyor bu dünya’, ‘Kendimizi kesen kılıç’, ‘Cezasız Günah’, ‘Darağacı’ gibi dramları sahnelenmişti. Azerbaycan edebiyatının ve genel olarak 20'nci Yüzyıl Azeri edebiyatının görkemli temsilcisi kabul edilen Vahapzade, ülke dışında da tanınan bir edebiyat adamıydı. Şairin kitapları, dramları ve sosyolojik yazıları dünyanın birçok ülkesinde ve Sovyetler Birliği’ne dahil ülkelerde çeşitli dillerine tercüme edilmişti. (Haberin devamında şairin birkaç şiirini okuyabilirsiniz.)
ELVEDA Diyorum; Sefası bitti ömrümün, Şimdi dağa çıkarım, düze elveda. Düze duman çöker, düze kar yağar, Bahara elveda, yaza elveda… Bahtiyar; Derinde sızlayıp yaran, Kalbini dağlayıp üzer herzaman. Göze hüzün çöker, göze yaş dolar, Sevince elveda, düşe elveda… Şimdi özkökünden süzülen benim, Özge budaklara dizilen benim, Şimdi ne sen sensin ne de ben benim, Biz ki biz değiliz bize elveda ANA DİLİ Dil açanda ilk defa ‘ana’ söylerik biz ‘Ana dili’ adlanır bizim ilk dersliyimiz İlk mahnımız laylanı anamız öz südüyle İçirir ruhumuza bu dilde gile-gile. Bu dil - bizim ruhumuz, eşgimiz, canımızdır, Bu dil - birbirimizle ehdi-peymanımızdır. Bu dil - tanıtmış bize bu dünyada her şeyi Bu dil - ecdadımızın bize goyup getdiyi En gıymetli mirasdır, onu gözlerimiz tek Goruyub, nesillere biz de hediyye verek.
Bizim uca dağların sonsuz ezemetinden, Yatağına sığmayan çayların hiddetinden, Bu torpağdan, bu yerden, Elin bağrından gopan yanığlı neğmelerden, Güllerin renglerinden, çiçeklerin iyinden, Mil düzünün, Muğanın sonsuz genişliyinden, Ağ saçlı babaların aglından, kâmalından, Düşmen üstüne cuman o gıratın nalından Gopan sesden yarandın. Sen halgımın aldığı ilk nefesden yarandın. Ana dilim, sendedir halgın aglı, hikmeti, Ereb oğlu Mecnunun derdi sende dil açmış. Üreklere yol açan Füzulinin sen’eti, Ey dilim, gudretinle dünyalara yol açmış. Sende menim halgımın gahramanlığla dolu Tarihi verağlanır. Sende neçe min illik menim medeniyyetim Şan-şöhretim sahlanır. Menim adım, sanımsan, Namusum, vicdanımsan! Milletlere halglara halgımızın adından Mehebbet destanları yaradıldı bu dilde. Bu dil - tanıtmış bize bu dünyada her şeyi Bu dil - ecdadımızın bize goyup getdiyi En gıymetli mirasdır, onu gözlerimiz tek Goruyub, nesillere biz de hediyye verek. VİCDAN İki yolun ayrımında ben durup Gah o yandan, gah bu yandan korkarım Devden değil, sinek kadar gücüyle Ben kendini dev sayandan korkarım Hakk evinde hak divanı kurulmuş Her kazancın öz kiymeti sorulmuş İddiası boynumuza yük olmuş Bağışlanan şeref şandan korkarım Bu dünyadan umacağım mizandır Korktuğum kes bu mizanı bozandır Tok herifin kudurması, yamandır Acandan yok, ben doyandan korkarım Uyarsak biz nefs adlanan elçiye Tükürürüz vicdan kesen ölçüye Odur veren düz, kıymeti her şeye Vicdanından korkmayandan korkarım |